Hilmi: Kaç yıldır burdasın sen?
Gardiyan: Bu sene tam 16 yıl oluyo.
Hilmi: Yapma bee... 16 yıl yicek ne suç işledin sen??
Gardiyan: Sen salak mısın be? Ben gardiyanım kardeşim.. Allah Allah, benle mahkumu bi tutuyo... Kardeşim, ben maaş alan bi adamım..
Hilmi: Yaa ?..
Gardiyan: Yaa !.. Salak mıdır, nedir? De get lan...
Hilmi: Vay bee.. Ey ulu tanrım, iyi kötü bi maaş bağla; hapiste bile kendini özgür hissedebiliyo insan...
***
Hilmi'nin kendi kendine konuştuğunu gören bi mahkum sorar:
Mahkum: Şşşt... Birader, napıyosun sen?
Hilmi: E iyiyim, sen napıyosun?
Mahkum: At yarışı çalışıyorum.
Hilmi: Neden? Bunun için atların çalışması gerekmez mi? Ama seni rahatsız ettiğim için özür dilerim, yoksa ben hayvan sever bi insanım ve senden de çok hoşlandım.
Mahkum: Hee?..
Kısa bi konuşmadan sonra...
Mahkum: Allah Allah, çattık ya. Hasta mısın kardeşim sen?
Hilmi: Eveet, ben bi ruh hastasıyım ve resmi bi raporum da var. Devlet benim ruhumu istimlak etti.
Mahkum: Neden?
Hilmi: Yol geçicek heralde...
***
İçeri giren başka bi mahkuma dönüp selam verir Hilmi:
Hilmi: Merhaba efendim.
Mahkum: Efendim mi? Allah Allah, nezaketten atmışlar lavuğu...
***
Doğulu bi aksana sahip gençle, dosyası kabarık bir suçlunun diyaloğu:
Genç: Abi sende kaç vukuat var toplam?
Suçlu: Geçelim bu bahsi, koçum, herkesin içinde hava yapıcak değilim. Senin rütben neydi?
Genç: Benim daha ilk abi.
Suçlu: hee, mevzu neydi?
Genç: Bi akrabamı vurdum abi.
suçlu: Ne diyosun yahu, yaman bi sesbin olsa gerek?
Genç: Yok abi, düğünde vurdum, kazayla...
Suçlu: Düğünde vurmuş kazayla... Damadı vurmuştur bu lavuk...
Genç: Yok abi, damat bendim... Gelini vurdum...
***
Ortamı yumuşatmak için, evin hanımı Dursun'a döner Adnan Bey oturduğu yerde:
- Dursun Hanım, askerdeyim, hiç unutmuyorum... Ben zaten unuttuğum şeyleri anlatamıyorum...
***
Elektroşoktan sonra düzelen Hilmi Bey'e dokunan herkesin çarpılması ve 'tanrıyla konuştuğunu' iddia etmesi üzerine, Adnan Bey:
- Allah da bunun gibilere verir elektriği...
***
Evin tek kızı, Dursun Hanımın arkasından:
Kız: Anne ben cıkıyorum.
Dursun Hanım: Geç kalma, kızım.
Kız: Tamam anne, hemen gidiyorum zaten...
***
Mahkemede, hakim huzuruna çıkan Adnan Beyin, 'çok uzun ve gereksiz konuşuyo' diye hakim tarafından susturulması üzerine:
Adnan: Tabii, sesimi keserim de.. Çenemi de niye kapatmıyayım tabii..(Eşine dönüp ağlamaklı bi tonda ) Adam beni asacak, konuşturmuyor Behiceee!!!
***
Hilmi Beyin rahatsızlanıp inme geçirmesi üzerine, odada bulunan herkesçe bu duruma teshiş konulur:
x: Kaldı..
y: Dondu kaldı..
z: Kilitlendi dondu kaldı...
q: Şımardı kilitlendi dondu kaldı!..
O değil de..
ARTIK BURADAYIZ..
Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...
Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.
Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..
13 Mart 2010 Cumartesi
Oyundan Bi Kaç Replik
Anlatan: Lâm! zaman: 16:03
İçerik: Tiyatro, Yılmaz Erdoğan
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 Comments:
Post a Comment