Zaman, içine atıldığımız şiddetli ve değişmez bir debisi olan, azgın bi nehirdir ve boğulmak mutlaktır, bi yerinde, zamanın. İşte ölüm diye bildiğimiz şey, bundan başka bi şey değildir...
***
Sevmenin pek az çeşidi vardır gönül raflarında. Birini ya da bi şeyi ya seversiniz ya da çok seversiniz. Ama iş, sevememeye gelince sonsuz seçenek vardır önünüzde. İster sinir olursunuz, ister gıcık olursunuz, iğrenirsiniz, tiksinirsiniz, hatta sık sık nefret edersiniz. Ne yazık... Ne yazık ki, insan sevmeme çeşitlerine harcıyor mesaisinin çoğunu.
Oysa "Sevin" dedi tanrı, adı sevgili olanlar bile karşılık istiyor kalbinin atış hızına. "Ben seni seviyorum ama dur bakalım; sen de beni, benim seni sevdiğim kadar, seviyo musun?"
Oysa "Sevin" dedi tanrı. Önce sizi sevmeyenlerden başlayın işe, karşılık istemeden pazarlıksız sevin sizi seveni de, sevmeyeni de.
***
Aslında güzellik, şekille ilgili, soyut bir kavram. Tanrı bana dedi ki:
- İçinizde en güzel benim, Benim de bilinen bi şeklim yok. Kafana takma...
O değil de..
ARTIK BURADAYIZ..
Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...
Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.
Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..
13 Mart 2010 Cumartesi
Tanrı Bana Dedi ki...
Anlatan: Lâm! zaman: 15:52
İçerik: Düşünce, Kavram, Tiyatro, Yılmaz Erdoğan
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 Comments:
Post a Comment