O değil de..

ARTIK BURADAYIZ..

Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...


Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.

Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..



27 Ağustos 2011 Cumartesi

Ateş altındaki kız ve şöminenin diğer ucundaki adam

"Korkma, hayatım." demişti az önce şöminen arkasında duran adam. Korkuyodu lâkin küçük Reinette (annesi ona böyle hitap ederdi: küçük kraliçe). Tuhaf giyinimli bi adam, üstelik şömine tamircis imiş. Üstelik alevin diğer yanında...

"Bu bi kâbus ve korkulucak bi şey yok. Herkes kâbus görür."... Küçük kız korkuyodu ama. Odasının ortasında, bi duvar saati gibi sesler çıkaran bi canavar ve bi de şu tuhaf şömine tamircisi. Oysa, onüç sene sonra, dudakları dudaklarına deyicekti. Aklı aklına. Yüreği yüreğine.

"Canavarlar da mı görür?".. Evet, dedi canavarla dövüşen tamirci. Onun bi hayal olduğunu düşünüyordu, daha doğru, düşünecekti hiç yaşlanmadığını görünce. Aynı tuhaf kıyafetle, ki o kıyafetten etkilenip başkalarını da etkileyecekti küçük Reinette.

"Peki canavarlar kabuslarında ne görür?".. Tamirci, onun yalnız meleği, hala canavarla düello ediyodu ki şöminede kıstırdı canavarı. Geçidin kolunu bulup çekti. Şöminenin duvarı çevrildi yerinde. Şimdi gidiyodu yalnız meleği, birazdan gelicekti, bi kaç dakika sonra. Reinette için onüç sene sonra.

"Beni!.." Yıllarca çocukluk hayalini düşünerek büyüdü Reinette. Madam Pompadour. Tâ ki, onu tekrar aynı şöminenin önünde görene denk.

"Soracak ne çok soru, ne kadar az zaman oysa..."


0 Comments: