O değil de..

ARTIK BURADAYIZ..

Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...


Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.

Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..



31 Ağustos 2011 Çarşamba

Garaj Partisi

İstanbul'dayım. Bu şehri sevemiyorum artık. Yüzü silinmekte olan eski bi sevgili gibi. Ama hâlâ düşüp kalkıyoruz bâkir zamanlarda.. Neyse, arkadaşım karşılıyor ve Haydarpaşa'dan Bahçelievler'e doğru yola çıkıyoruz. Saat ikindi henüz. Ve hava kararmadan evlerine varıyor, ailesiyle iki hoşbeş muhabbetten sonra, arkadaşım Abdullah ve onun arkadaşları ile yola çıkıyoruz. Durock'tayız. Ya da, onun bi şubesi, pek de önemli dğeil. Çünkü burada çeşitli alkole gark olmak dışında hiçbi aktiviteye katılmadım. Ne amatör(ya da ileride büyük bi sükse ile patlama yapıcak) grubu dinledim, ne de arkadaşlarla sohbete girip onları tanımaya çalıştım. İsimlerini yarım yamalak hatırlıyorum. Aralarından biri Kadir, biri Sercan, biri Mert, Mert'in yanında gelenlerden sarışın olanı Rüya, diğeri Beril, Kadir'in kardeşi Gökçe, kuzeni Sevgi. Beril Foxtv'deki bi modellik yarışmasında derece yapmış. Askerde olduğumdan izleyemediğimi söyledim. İzlemezdim de o tür şeyleri. Onun da pek umrumda değildi bu konu.

Saat onbuçuk gibi Abdullah'ın Fatih semti eşrafından zengin kızarkadaşı geliyor, onun adını hatırlamıyorum. Zaten o da Abdullah ve grubun kızları dışında kimseyle konuşmuyor. Fatih kızları böyleymiş, söylediklerine göre. Kadehler kadehleri, shotlar shotları kovalıyor. Tequile, absenth, Tekirdağ rakısı ve vişneli Votka sonrası midem haşat oluyor. Ben soruyorum arkadaşıma, ne zaman döneriz diye. Sıkıldın mı, diye soruyor ve ben de durumumu açıklıyorum. Daha parti var, diyor. şaşırıyorum, o da "Çukurca'dan izne geldik, biraz eğlenmem lazım" diyor. "Ondan sonra, oraya gidince de namaz mı kılıcaz?" diye soruyorum. Gülümseyip kız arkadaşının yanına gidiyor. Alınır bu tür şeylere, Abdullah Menzil müdavimlerinden..

(Ayılınca, hatırladığım kadarını yazarım...)

0 Comments: