"...
Bir yanımı, burada, bu insanlara bıraktım. Korktum onların yanında kendimi ele ermekten. Yanlarında ruhumu, düşüncelerimi, duygularımı, taslaklarımı içine yerleştirdim. Çerçeveledim... Bir yanım çekip gitti, o ibret verici karanlık öykülere. Bu yüzden, bu ikiye bölünmüşlük ve hiçbir yere tam ait olmayış yüzünden, çok aşağılandım kendimi, çok kınadım...Ama farkındayım her şeyin. Ne kadar çelişkiye düşersem, ne kadar çok hissedersem parçalanmışlığımı, aşk o kadar çok birikiyor içimde... Aşk, ölüm gibi bakıyor bana. Her geçen gün güzelleşen bir ölüm gibi... Karanlık öykülerin aydınlığına bakttıkça...
...
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı, unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi... Kimi derinden sevsem, o bir başkasını derinden hatırlardı.
Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim. Beni yitirmekten hiç korkmadılar; çünkü onlara göre fazla iyidim; bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden.
Beni terk edenlerden tek bir isteğim olurdu. ``Ne olur, bir daha beni aramayın! Çünkü ben kolay unutamıyorum. Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden keder bahçemi dağıtıyorum.
Çocukluğumun o güzel bahçesini.`` Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni... Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece mutlaka akıllarına ben gelirdim."
Cezmi Ersöz
27.04.11
O değil de..
ARTIK BURADAYIZ..
Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...
Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.
Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..
27 Ağustos 2011 Cumartesi
...
Anlatan: Lâm! zaman: 00:14
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 Comments:
Post a Comment