O değil de..

ARTIK BURADAYIZ..

Kimse sadaka vermiyo ruhu topallayana...


Sen düşerdin, kalbim çizilirdi.

Unuttun vişne ağaçlarını ve masalları..



27 Ağustos 2011 Cumartesi

Çocuk

Yavaş yavaş bi görüntü geliyo gözümün önüne...
"Diriliyorum"...
1-2-3...
Doğruldum. Masmavi bi alan.. Rengi maviymiş yani... Büyüdükçe öğrendim...
Sonra, böyle pamuk pamuk beyaz sekmeler var önümde...
Çok sıcak bi alanda doğdum ama...
...amaç neydi?
1-2-3...
Tek tek... Tek tek basıyorum üstüne. Korkarak yürüyorum... Yürümeyi doğuştan biliyorum...
Neyse..
İlerliyorum...
1-2-3..
Tek tek her adımıma bakıyorum dikkatle...
Ayak parmaklarım ne kadar da uzun öyle ?
Ayak parmaklarımmış onlar...
Büyüdükçe öğreniyorum...
Sonra birden adımlarıma bakarken gözüm aşağıya kayıyo bulutlardan...
Bi erkek, ve de bi kız...
Öpüşüyolar can havliyle...
Ama ne içten...
Aşkmış bu... Büyüdükçe öğreniyorum...
Biraz daha ileriye bakıyorum... Çok daha az ileri..
Bi erkek, ve de bi kız.
Dövüşüyolar deli gibi...
Bu da aşkmış... Yaşadıkça görüyorum.
Ayaklarımı yerden kesen bulutlara hürmetlerimi sunuyorum....
Ayaklarım yeryüzüne değince böyle olacakmışım, ben demek ki...
Görerek öğreniyorum...
Kafam dikleşiyo birden...
Gözlerim tam karşıya dikiliyo!
Vücudu çok cılız, küçük bi kız var karşımda...
Thaf renkli bi tişört, ve de bi kot pantolun...
Elinde, parmaklarının yarısına kadar gelen, bi eldiven, bana verilmek üzere...
Acı bi tat veriyor ağzıma...
Nedense beyaz bi elbise var benimse üstümde...
İlerliyorum...
1-2-3...
Üçüncü adımda, dibimde hissediyorum... Nefes alıyo...
"Öpebilir miyim??? " diyo bana...
"Öpmek ?" diyorum ben...
"Masumca" diyo... "Çok masumca"....
Benim gözlerim irileşiyo !
"Yanağına..." diyo çocuk...
Yanağımı uzatıyorum...
Ne olacaktı acaba ?
Aşağıda gördüklerim anlatmadı mı hiçbi şey bana?
Birden bi rüzgar iniyor bütün vücuduma
Yer çekimi ele geçiriyor bedenlerimizi...
"Masumca"ydı...
Küçücüktü oysa...
Ama iniyorum hızla...
Bi patlama ayak tabanlarımda...
Ayak tabanlarımmış orası... Kanıcakmış, dikenler batıcakmış... Yaşadıkça görüyorum...
Beni yeryüzüne sürükleyen, o çocuk yapayalnız bırakmıştı şimdi...
Hani o her masalda görülen yemyeşil alanlara da inmemiştim...
Galiba, tam da "hayatın ortasına"...
"An " ve "anlar" benimleydi...
Zaman içime girmişti...
Kan dolaşımı beynime ulaşmıştı...
Beynimdeki kıvrımlar çoğalmıştı...
Tanımlamaya ve bilmeye başladım...
Yavaş. Yavaş yavaş...
Ve sık sık.
Ilık ılık nefes alışverişlerimi duymaya başladım...
İnsanlar?..
İnsanlar, üzerime gelip, kanatıcaklarmış kalbimi....
Kalp...
...acımak için kan topluyomuş.
Kalp...
...temiz kan ile pis kanı karıştırıyomuş.
Buna mı kalp krizi deniyomuş ?..
Sonunda da ölürmüş ya çoğu insan...
Hiç mi ölünmez benimkilerde ??
Kalp...
...krize girmek için varmış.
Üzerimdeki kırmızıya dönüşmüş....
Buna gül rengi dermiş insanlar kibarca...
"Kan"mış meğerse...
Nefeslerim arttıkça öğrendim...
Yaşamak derlermiş ya buna...
...hayat derlermiş.
Nerdesin çocuk ?
Beni geriye götürür müsün ?..
Ya geri gelir misin
Gözlerimi yumup saysam:
1-2-3..

~Masalcı, Vol: I~

0 Comments: